İskele Caddesi Kozacıoğlu Apartmanı No:4 Daire:5 Caddebostan
                                                        Telefon: 0216 380 32 29
                                                            GSM: 0539 551 19 23

Yapılan son çalışmalar, beyinde bir kaç tane duygusal sistem olduğunu öne sürüyor. Farklı duygular farklı türden hayatta kalma fonksiyonlarıyla ilişkilidir; Tehlikeye tepki verme, yiyecek bulma, seks yapma ve eş bulma,çocuklara bakma, sosyal ilişki.

Beyin biyolojisi üzerine yapılan araştırmalar terk edilme ve istismar gibi travmatik çocukluk olaylarının beyinde meydana gelebilmesine dayalı döngülerin tetiklenmesinin bulunduğu konumlara işaret eder. Travmatik anıların biyolojisi üzerine yaptığı araştırma nın özetinde LeDoux, şunların altını çizmiştir:

Travmatik öğrenme durumu sırasında bilinçli anılar,  kortikal bölgelerle ilgili ve hipokampüsü kapsayan (bilişsel faaliyetlerin gerçekleştiği, anıların depolandığı bölgeler) bir sistem tarafından başlatılır. Bilinçdışı anılar duyguların depolandığı amigdala tabanlı sistem aracılığıyla işleyen korku koşullama mekanizmalarıyla kurulur. Bu iki sistem,  paralel işler ve deneyim ile ilgili farklı bilgi türlerini depolar. İlk travma boyunca mevcut olan uyarıcı larla sonradan karşı karşıya gelindiğinde , her sistem potansiyel olarak anılarını geri alır. Amigdala sisteminde geri alma, tehlike için hazırlanan, bedensel tepkilerin ifadesine sahip olur, hipokampal sistemde sürekli olarak anılar ortaya çıkar. Yani travmatik bir olayın duygusal olarak önemli anılarını yeniden ele geçiren , depolayan ve kaydeden beyin mekanizması, aynı olayla ilgili bilinçli anılar ve bilişleri işleyen mekanizmadan farklıdır. Amigdala duygusal anıları , hipokampüs ve neokorteks bilişsel anıları depolar. Duygusal tepkiler, düşünme, mantık ve bilinç gibi beynin daha yüksek işleyici sistemlerinin katılımı olmadan meydana gelebilir.

Terapi

Amigdala sistemi bilinçdışı dır ve daha hızlıdır. Tehlike sinyali, hem amigdala hem kortekse talamus üzerinden gider. Bununla birlikte sinyal, kortekse ulaşmasından daha hızlı bir şekilde amigdalaya ulaşır. Tehlike sinyalini korteks farkedene kadar amigdala zaten tehlikeye tepki vermeye başlamıştır. Duygular düşünce ve bilişlerden önce varolabilirler.

Amigdala sistemi Bir kez tehlike yi tespit etti mi, duygular ve bedensel tepkiler otomatik olarak meydana gelecektir. Aksine bilişsel süreçlerle ilgili sistemler, otomatik karşılıklara açık bir şekilde bağlı değildir. Bilişsel işlevin ayırt edici özelliği tepki esnekliğidir. Biliş sahibi olur olmaz seçim yaparız.

Amigdala aracılığıyla kurulan bilinçdışı korku anıları, beynin içerisinde kalıcı bir şekilde oluşur.  onlar muhtemelen ömür boyu bizimledir. Asla unutulmayan tehlikeli uyarıcılarda hayati önem vardır. Bu anılar yok olmaya karşı dirençlidir. Sönmüş görünen korkular stres altînda genelde tekrar oluşur. Sönme koşullu korku tepkilerinin dışavurumunu engeller, fakat anıları silmez. Yani travmatik anıları hafızadan silemeyiz ama düşüncelerimizi kontrol etmeyi öğrenip amigdaladan gelen duyguların baskılarını azaltabiliriz. Mevcut tehlike gerçeklikte küçük olsada travma ya benzerlik gösteriyorsa amigdala durumun ciddiyetini gözetmeden bilişsel muhakeme yapmadan korkuyu açığa çıkarabilir. Mesela erken çocukluk döneminde merdivenden düşüp bacağını kıran bir çocuk,  yetişkinlik döneminde merdivenden inerken inerken en ufak bir sendelemede çocukluk travmasında hissettiği korkuyu hissedebilir. Yada 3 yaşında tacize uğrayan bir kız çocuğu yetişkin ilişkilerinde yaşadığı cinsel yakınlaşmalarda cinsellikle ilgili olumsuz bir algısı olmadığı halde bedeni olumsuz tepkiler verip kasılabilir, çünkü cinsel yakınlık onun için amigdal düzeyde yani bilinçdışı olarak zarar görme ve süistimal edilme demektir.

Amigdala sisteminde depolanan duygular ve bedensel duyular, önceden listelenmiş tüm da vranışları taşır. Birey erken dönem çocukluk olaylarını anımsatan uyarıcılarla karşı karşıya geldiğinde olayla ilgili duygular ve bedensel duyular, amigdala sistemi tarafından bilinçdışı tarafından aktive edilir. Eger birey bunların bilincindeyse duygular  ve bedensel duyular biliş yoluyla kontrol edilir.

Terapide psikolojik farkındalık yaratılıp kişinin erken dönemde oluşan olumsuz bilinçdışı duygulanım  ve düşünce şekilleri saptanır, çocukluk anıları, duyguları, bedensel duyuları , bilişleri ve onlarla ilgili başetme biçimlerinin farkında olması sağlanır. İnsanlar düşünce ve duygulanım şekillerini anlar anlamaz tepkileri üzerinde kontrol kurmaya başlayabilirler. Bilinçdışı ve otomatik düzeyde tepki vermek yerine iradi bir şekilde muhakeme ederek istedikleri tepkiyi seçmeye karar verebilirler. Terapi , beyindeki amigdalayı kontrol eden beyin yollarındaki sinaptik potansiyeli yaratmanın yani duyguları kontrol edebilecek stratejiler üretebilecek  beyin hücreleri arası yeni bağlantılar kurmanın yalnızca başka bir biçimidir. Yani terapi kişide kurduğu yeni hücresel bağlantılarla organik bir değişim yaratmaktadır. Amigadalanın duygusal anıları gördüğümüz gibi , döngü içerisinde olduğu gibi kalır. Yapabileceğimizi düşündüğümüz en iyi şey , dışavurumları düzenlemektir. Bunun ışığında terapinin amacı travmatik anıları, duyguları, bedensel duyuları, bilişleri ve davranışları zayıflatmaya çalışarak, onlar üzerinde bilinçli bir kontrol geliştirmektedir.

Açık bir şekilde erken dönem ayrılık deneyimi, psikolojik işlevselliği etkileyecek hatta ömür boyu varolabilecek fiziksel değişikliğe yol açabilir. Olumsuz erken dönem duygulanım ve bilişsel sistemler bütünüyle yok olmaz, daha ziyade iyileştiğinde daha az sıklıkta aktive olurlar ve ilgili etki daha az şiddetli olur ve uzun sürmez. Daha sağlıklı eşler ve arkadaşlar seçilir, daha olumlu bir benlik algısı oluşur.

Tüm organizmalar tehtide üzerine üç temel tepki gösterirler; savaş, kaçış, teslim olma. Bunlar travmatik bilinçdışının üç başetme biçimi olan, aşırı telafi, kaçınma ve teslim olmaya tekabül eder. Genel anlamda savaşmak aşırı telafi; kaçma, kaçınma ve hareketsiz kalma teslim olmadır.

Çocukluk bağlamında erken dönem bilinçdışı negatif duygulanımlar bir tehtidin varlığînda belirir. Tehdit çocuğun çekirdek ihtiyaçlarından ( güvenli bağlanma, özerklik, özgürce kendini ifade etme, kendiliğindenlik ve oyun yada gerçekçi sınırlar) birinin engellenmesidir. Tehditle yüzyüze geldiğinde çocuk, bu üç başetme tepkisinin bazı kombinasyonlarıyla tepki verebilir. Çocuk teslim olur, kaçınır ve aşırı şekilde telafiye çalışır. Üç başetme biçimi genelde farkındalık dışı işler. Bu nedenle bilinçdışının tetikleyicisi, bir başetme biçimiyle bireyin tepki verdiği tehdittir-çekirdek duygusal ihtiyacın engellenmesi ve beraberindeki duygular- Bu başetme biçimleri genellikle çocuklukta uyumlayıcıdır, sağlıklı hayatta kalma mekanizmaları olarak görülebilir. Fakat koşullar değiştiğinde ve birey gelecek vaat eden daha fazla seçeneğe sahip olduğunda bile başetme biçimlerinin bilinçdışı döngüleri devam ettirmesi nedeniyle çocuk büyüdüğünde uyumsuz olurlar. Uyumsuz başetme biçimleri eninde sonunda  insanları bilinçdışı döngülere mahkum eder.

Terapi süreci ile bu erken dönem travmatize bilinçdışı döngüler ortaya çıkarılıp, bilişsel beceriler geliştirilip yeni bilinçli stratejiler kazandırılarak iyileştirilebilmektedir. Eğer bu döngüler değiştirilmezse kişinin tüm yaşantısını etkileyerek kaderi olur…